Sene 1920…
Doğu Cephesi’nde cephane sınırlı, imkânlar kısıtlı, hava koşulları çetindi..
Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu yoklukla da savaş içindeydi. Üniforma eksikti, silah eksikti, mühimmat hesapla kullanılıyordu.
Ama eksik olmayan bir şey vardı:
İnanç!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ordu yok dediler; “kurulur” dedi. Para yok dediler, “bulunur” dedi. Düşman çok dediler, “yenilir” dedi. Ve bütün dedikleri gerçekleşti.
İmkânsızlık mazeret olmadı.
Yokluk geri adım sebebi olmadı.
Ve adım adım gelen zaferler…
Kars, Gümrü…
Hiçbiri bir gecede olmadı.
Hiçbiri tesadüfle kazanılmadı.
Yokluk içinde ama inanç ve istikrarla zaferler geldi..
Dün, Atatürk Üniversitesi’nin hemen ardındaki Kazım Karabekir Stadyumu’nda şanlı mazimizden ilham alırcasına muhteşem bir zafer kazanıldı. Erzurumspor son 10 maçtaki 10. galibiyetini aldı. Tüm Türkiye şu anda bu başarıyı konuşuyor..
Erzurumspor FK özellikle son 3 sezon ağır borç yüküyle, transfer yasaklarıyla, kısıtlı imkânlarla mücadele etti. Kadro genişliği değil, karakter genişliğiyle ayakta kaldı..
Ve şimdi tam 10 haftadır sadece aynı şeyi yapıyor:
Kazanıyor!
Bir maç kazanmak motivasyondur.
İki maç moral.
Üç-beş maç seri..
Ama 10’da 10…
Bu bütçe işi değil.
Bu kadro zenginliği de değil.
Bu, aynı ciddiyetin, inanç ve kararlılığın 10 hafta boyunca tekrar edilmesidir..
Son galibiyetin, adını direnişten alan Kazım Karabekir Stadyumu’nda gelmesi ise tesadüf değil, semboldür.
Çünkü bu şehir şunu bilir:
İmkânlar sınırlı olabilir. Ama inanç sınırsızsa zafer kaçınılmazdır.
Erzurumspor bugün sadece maç kazanmıyor.
Borçlara rağmen, baskıya rağmen, dar kadroya rağmen; istikrarın yokluğu nasıl yendiğini gösteriyor.
10’da 10…
Bu bir seri değil.
Bu, inancın zaferidir.
Nitekim Atatürk diyor ki:
Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir..
Sen Çok Yaşa Erzurumspor
