Erzurum Gastesi Köşe Yazarı
Halime BİNGÖL
Gülümsemenin Sadakası, Bir ‘Günaydın’ın Hatırı
28.03.2026 - 20:41
27,654 Okunma
Geçen sabah, binanın o her zamanki serin merdivenlerinden inerken zemin katta Müzeyyen Teyze ile karşılaştım. Bizim apartmanın sessiz neşesidir o; her zaman kapısının önünü süpürürken ya da bir saksı çiçeğiyle dertleşirken bulursunuz onu. Ama o sabah başı öne eğikti, omuzları biraz çökmüş, sanki dünyanın bütün yükünü o küçücük heybesine doldurmuş gibi yürüyordu.
Sadece durup, gözlerinin içine bakarak; "Günaydın Müzeyyen Teyze," dedim.
Hafifçe irkildi, bakışlarını yerden kaldırdı ve o an yüzünde bir güneş açtı sanki. "Günaydın evladım, sağ olasın, sesinle sabahım şenlendi," dedi. O kadar içten, o kadar kalpten bir cevaptı ki bu; ikimizin de adımları o andan sonra biraz daha hafifledi, dünya bir anlığına daha yaşanılır bir yer oldu.
Şehir hayatının o bitmek bilmeyen, bizi sağa sola savuran keşmekeşi galiba bizi biraz "köşeli" insanlar yaptı. Herkes kendi görünmez fanusunda, kendi acelesinin peşinde birer hayalet gibi süzülüyor sokaklarda. Birbirimizin yanından geçerken göz göze gelmekten, hatta nefesimizi paylaşmaktan çekinir olduk. Oysa bir selam, bir tebessüm; insanın ruhunu adeta yeniden reforme ediyor, o günkü tüm stresin tozunu bir çırpıda alıp götürüyor.
Biliyorum, hepimizin kendine göre dağ gibi dertleri var; yetişmemiz gereken işler, sonu gelmeyen hesaplar... Ama nezaket dediğimiz o ince sızı, bir zayıflık göstergesi değil; tam aksine insanın bu dünyadaki en asil tezahürüdür. Birine "Kolay gelsin" demek, bakkala girerken bir selamı esirgememek bizi eksiltmez, aksine içimizdeki o kuruyan pınarları yeniden canlandırır.
Biz ne ara bu kadar sustuk? Ne ara bir merhaba demeyi, bir hatır sormayı sırtımızda bir yük sayar olduk? Hayat sadece ulaştığımız hedeflerden ibaret değil; o hedeflere giden yolda karşılaştığımız Müzeyyen Teyzelerle, esnafla, çocukla kurduğumuz o görünmez bağlardan ibaret. Kırmadan, dökmeden, sadece "var olduğumuzu" ve "birbirimizi fark ettiğimizi" fısıldayarak yaşamak, hayatın o sert yüzünü yumuşatıyor.
Yarın sabah evden çıkarken bir deneyin; tanımasanız bile ilk karşılaştığınız kişiye içten bir günaydın deyin. Göreceksiniz, o küçük kelime sadece karşıdakinin gününü aydınlatmayacak; en çok sizin içinizdeki o saklı, o unutulmuş insanlık sevincini uyandıracak.
