Genel

Savaşın Gölgesinde Çocuk Olmak

İranlı Çocukarlın Sessiz Çığlığı Savaşın en yüksek sesi bombalar değildir aslında. En yüksek ses, duyulmayan çığlıklardır. Bir çocuğun gece yarısı korkuyla uyanıp annesine sarılması, bir ann...

03.04.2026 - 12:12 2 dk'da okuyabilirsiniz.
Savaşın Gölgesinde Çocuk Olmak
Sefa ÇİÇEK
Sefa ÇİÇEK
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Sefa ÇİÇEK
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

 İranlı Çocukarlın Sessiz Çığlığı

Savaşın en yüksek sesi bombalar değildir aslında. En yüksek ses, duyulmayan çığlıklardır. Bir çocuğun gece yarısı korkuyla uyanıp annesine sarılması, bir annenin çaresizlikle pencereden gökyüzüne bakması, bir babanın “her şey düzelecek” derken titreyen sesine ve  kendi sözlerine bile inanamamasıdır.

Bugün İran’da yaşananlar, yalnızca siyasi bir gerilim ya da askeri bir hesaplaşma değildir. Bu, hayatın tam ortasında duran insanların, özellikle de çocukların hikâyesidir. Çünkü savaşın ne demek olduğunu en iyi bilenler, onu hiç istemeyenlerdir.

Bir çocuğun dünyası çok basittir aslında: oyun oynamak, gülmek, koşmak… Ama savaş, çocukların dünyasını karmaşıklaştırır. Oyuncakların yerini siren sesleri, okul yolunun yerini sığınak yolları alır. Henüz hayata dair hayaller kurması gereken yaşta, korkuyla tanışırlar. Ve bu, hiçbir çocuğun hak etmediği bir gerçekliktir.

Savaşın haritalarda çizilen sınırları vardır, ama acının sınırı yoktur. Bir şehir bombalandığında yalnızca binalar yıkılmaz; umutlar, hayaller ve yarınlara dair inanç da enkaz altında kalır. En çok da çocukların kalbinde derin izler bırakır bu yıkım. Çünkü onlar, henüz iyileşmeyi öğrenmeden yaralanırlar.

Bugün dünyaya düşen en büyük sorumluluk, taraf tutmak değil; insan kalabilmektir. Hangi bayrağın altında olursa olsun, bir çocuğun gözyaşı aynı anlamı taşır. Hangi dili konuşursa konuşsun, bir annenin duası aynıdır: “Çocuğum yaşasın.”

Savaşlar kazananları yazmaz aslında, kaybedenler yaşar. Ve en büyük kaybedenler, bu dünyanın en masumlarıdır. İranda bombalanan okulda şehit olan çocuklar da, dünyanın başka bir köşesindeki çocuklar da aynı gerçeği fısıldıyor bize:
“Bizi büyütmeden yaşlandırmayın.”

Belki de artık sormamız gereken soru şu değildir: “Kim haklı?”
Asıl soru şudur: “Bu acıyı kim durduracak?”

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mehmet KIRMIZIBİBER

KARINCA ADIMLARI

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

İlham.

Yazıyı Oku
Nebi Emrah ŞENLİK

Bilgi Çağında Algı

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Erzurum... Ele Sevirem ki Seni...Hele Bir Selam Sal...

Yazıyı Oku
Rüveyda SOLAKOĞLU

SAHİ YİTİRDİK Mİ TÜM UMUDUMUZU?

Yazıyı Oku
Muhammet ARSLAN

Temiz Çevre , Temiz Gelecek !

Yazıyı Oku