Erzurum Gastesi Köşe Yazarı
Mine Aras Nalkıran
ZARAFETİN KAYIP ŞEHRİ: SAYGI
04.05.2026 - 14:04
7,845 Okunma
Eskiden büyümenin bir adabı, serpilirken etrafa dağılmamanın bir sırrı vardı. Şimdilerde ise dökülüp saçılıyoruz; büyüdükçe eksiliyor, attığımız her adımda biraz daha yozlaşıyoruz. Geçmişin o köklü çınarlarından, "eski toprak" dediklerimizden gördüğümüz ne varsa, birer birer kopuyoruz.
Bir zamanlar büyüklerimizin ağzından çıkan tek bir kelime, bizler için paha biçilemez bir hazine değerindeydi. O kelimelerin ağırlığı altında ezilmeden ama onlara yaslanarak büyürdük. Şimdi ise roller değişti. Büyükler konuşurken, küçükler o hazine değerindeki sözleri ceplerindeki bozuk paralar gibi hoyratça harcıyor.
Köklerden Kopan Bağlar
Hatırlayın; "Ata" vardı, "Baba" vardı, "Ana" vardı... Bu kavramlar sadece birer isim değil, birer kaleydi. O kalelerin burçlarında ise sarsılmaz bir saygı nöbet tutardı. Çünkü biz biliyorduk ki; sevgi, ancak saygının olduğu toprakta kök salabilir ve bağlar ancak bu sayede güçlenebilirdi.
Bugün gelinen noktada, "saygı" kelimesinin zihnimizde bıraktığı o eşsiz manayı bizden çaldılar.
Saygı; bir insanın kalbine dokunmanın en nazik yoluydu. Bir bakışta, bir tebessümde, hatta bazen o en derin sessizlikte bile kendini hissettiren görünmez bir zarafetti.
Yıkılan Köprüler
Saygı sadece bir kural değil; sevgiyi besleyen, güveni koruyan ve insanları birbirine bağlayan en sağlam köprüydü. Ne yazık ki bu köprünün taşlarını birer birer söktüler. Yolumuzu şaşırttılar, zarafetimizi elimizden aldılar ve bizi birbirimize bağlayan tüm geçitleri yıktılar.
Belki de yeniden başlamak için; dökülenleri toplamak, saçılanları bir araya getirmek ve o "hazine" değerindeki sözlere yeniden kulak kabartmak gerekiyor. Çünkü saygının bittiği yerde, insanlık da kendi enkazının altında kalıyor.
