Dadaş’ın Sırtındaki Küfe: Erzurum ve Anadolu’nun Göç SancısıAnadolu’nun hazin kaderi göç, sadece bir yerden bir yere taşınmak değil; bir evin tüten ocağının sönmesi, bir sokağın anılarını kaybetmesi ve koca bir şehrin benliğinin, ruhunun peyder pey seyreltilmesidir. Bugün Anadolu’nun pek çok kadim kenti gibi Erzurum da bu sessiz ama derin kanamanın merkezinde yer alıyor. Heybetli Palandöken’in gölgesinde yükselen bu serhat şehri, yıllar yılı dışarıya verdiği nitelikli göç dalgasıyla aslında geleceğini bir başka diyara uğurluyor. Bu gün Büyükşehir statüsünde olan bu kadim şehir artık bu vasfını kaybetmekle karşı karşıya.
Şehrin Kalbindeki Tahribat: Beton Yığınları ve Kaybolan Kimlik
Her nevideki göçün şehirlerde yarattığı tahribat iki yönlüdür. Bir yanda Erzurum gibi şehirler "nüfus kaybederek" boşalırken, diğer yanda bu göçü alan İstanbul, Ankara veya Bursa gibi metropoller "plansız büyüyerek" boğuluyor.Erzurum örneğinde bu tahribat, fiziksel yapıda "atıl binalar ve terkedilmiş mahalleler" olarak karşımıza çıkıyor. Şehrin tarihi dokusu, göç edenlerin boşalttığı alanların bakımsız kalması veya yerlerine kimliksiz beton yığınlarının dikilmesiyle bozuluyor. Dikilen bu beton yığınları kimi zaman en kıymetli tarihi mirası beton yığınlarına hapsederken kimi zamanda tahribatıyla sonlanıyor. Sosyal dokuda ise en büyük yara, "kuşak kopuşu"dur. Zeliha Bürtek hocamızın da değindiği gibi; “sosyal çürüme” diye adlandırabileceğimiz bu kopukluk netice itibari ile yakın zamanda görüldüğü gibi çocuk katillere Güney Amerika gibi kartelleşmeye dönmektedir. Gençlerin iş bulma gibi ümitlerle batıya gitmesi, şehirde yaşlı bir nüfusun kalmasına ve üretim dinamizminin kaybolmasına neden oluyor. Kültürel birikim, ocağı tüten evlerle yaşar; evler boşaldıkça Erzurum’un o kendine has "mahalle kültürü" de yerini soğuk, soluk ve yabancı apartman hayatına bırakıyor. Kültürel birikimimizin devamlılığını sağlamak toplumunuz ve geleceğimiz için hayati önem taşımaktadır.
Neden Gidiyorlar?
Erzurum’un göç karnesine baktığımızda, sebepler klasik ama bir o kadar da yakıcıdır:
- Ekonomik Kısıtlılıklar: Tarım ve hayvancılığın kısır kalması. Modern tekniklerle desteklenmemesi, sanayi yatırımlarının yetersizliği.
- Sosyal Beklentiler: Gençlerin daha iyi eğitim, sağlık ve sosyal yaşam imkânlarını batıda araması.
- İklimin Getirdiği Zorluklar: Sert kış şartlarının üretim ve yaşam maliyetlerini artırması.
Göçün Önüne Nasıl Geçilir? "Geri Dönüş" Değil, "Yerinde Refah"
Bu gidişi durdurmak, sadece köylere yol yapmakla veya binaları boyamakla mümkün değildir. Gönüllere yol yapmalı, ortak paydada bulunulan kişilerin gelip görme yaşama iştahı artacaktır. Göçü engelleyecek olan en yegane yol yerel kalkınma modelidir.
- İhtisaslaşmış Bölgesel Teşvikler: Erzurum için hayvancılık sadece bir geçim kaynağı değil, stratejik bir sanayi kolu haline getirilmelidir. Et ve süt ürünleri işleme tesisleri kurulmalı, katma değerli üretim desteklenmelidir. Günümüzde Gaziantep örneğinde görülebileceği gibi pek çok sanayi kolunda dünya devleriyle yarışabilir konumdadır. Bir yılda Gaziantep'e ait ihracan 10 milyar doların üstündeyken malesefki Doğuanadulu ve Karadeniz bölgesinin ihracat rakamları 10 milyar dolar rakamına yaklaşamamaktadır. Bu örneklemde sanayileşme ve nitelikli üretimin önemini lokasyondan bağımsız bir şekilde net olarak gözler önüne seren bir gerçeklik mevcuttur. En temel öncelik kısırlaştırılmış tohumlar yerine ehlileştirilmiş yerli ata tohumlarının kullanımı teşvik edilmelidir. Hayvancılıktaki teşvikklerin ne ölçüde hayata geçirildiği en sıkı şekilde takip edilmelidir.
- Kış Turizmi ve Teknoloji Odaklı İstihdam: Palandöken sadece kayak yapılan bir yer değil, kışın yazılım kamplarının kurulduğu, teknoparkların şehre yayıldığı bir merkez olmalıdır. Beyin göçünü engellemenin yolu, yüksek teknoloji işlerini Erzurum’a taşımaktır. Kardan kıştan olumsuz etkilenmeyecek pek çok kalem var kışın görsel güzelliklerini kullanarak yapılacak etkinlikler de cazibe artırıcı olacaktır. Gençlere sunulabilecek mini teknofast modellemeleri ile şehre ve ülkeye katkıda bulunabilecek yeni festivaller düzenlenerek şehrin renkliliğinin artırılması ve yeni argümanlar üretilmesi gerekmektedir.
- Hizmet Sektörünün Güçlendirilmesi: Üniversite kenti olan Erzurum'da, mezun olan gençlerin şehirde kalmasını sağlayacak sosyal ve ekonomik ekosistem inşa edilmelidir. Bu ekosistem yalnızca eğitim Erzurumda tamamlamış olanlar gençlerimiz için değil dışarda eğitim alanları da kendisine çekebilecek bir cazibe merkezi haline getirilmelidir. Tüm bunlar yapılırkende genç nüfusun ihtiyacı olan sosyal alanların ve sosyo-kültürek aktivitelerin Erzurum ve Anadolu folklörüyle harmanlanarak örf ve anenelerden uzaklaşmadan genç nesillere de aktarılması önemli bir mihenk taşıdır.
Erzurum, Anadolu’nun kilit taşıdır. Eğer kilit taşı yerinden oynarsa, binanın geri kalanı da sarsılır. Göç, bu toprakların kaderi olmamalıdır. Bizler, Dadaş’ın sırtındaki bu ağır "geçim küfesini" hafifletmediğimiz sürece, Palandöken’in rüzgarı sadece gidenlerin arkasından esmeye devam edecektir. Şehri korumak, sadece taşını toprağını sevmek değil; insanına kendi toprağında hayal kurdurabilmektir.
