WhatsApp Facebook X (Twitter)
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Cemile Polat KURNAZ

Kocalı Dullar, Babalı Yetimler Çağında Aileyi Korumak

07.05.2026 - 11:52
10,490 Okunma

Aynı evin içinde birbirine yabancılaşan insanlar çağındayız.
Bir çatının altında yaşayan ama birbirinin ruhuna dokunamayan, göz göze gelmeden gün bitiren, aynı masaya oturup aynı hayatı paylaşamayan insanların çağında...
Bugün birçok kadın eşi hayatta olduğu hâlde yalnız.
Birçok çocuk babası evde olduğu hâlde eksik büyüyor.
Ve birçok erkek, ailesini kaybettiğinin farkına bile varmadan, elindeki ekranın içine biraz daha gömülüyor.
Modern çağın en büyük yoksulluğu para değil artık; duygusal yokluk.
Bazıları eşinin gözlerinin içine bakıp “Nasılsın?” diye sormayalı aylar olmuş. Ama sosyal medyada tanımadığı insanların hayatlarına yorum yapacak kadar aktif. Parmakları ekranlarda yoruluyor, ama evin içinde uzanacak bir ele, kurulacak bir cümleye, paylaşılacak bir sessizliğe sıra gelmiyor.
Kafasını şarj kablosuna zincirlemiş, gözlerini telefon camına çivilemiş yeni çağ insanı...
Çocuğunun en sevdiği oyuncağı bilmiyor belki, en yakın arkadaşının adını bilmiyor, korkularını bilmiyor... Ama gündemdeki her tartışmaya fikri var.
Evin içinde dolaşan bazı bedenler var artık…
Babalığın ağırlığını omuzlamamış, eş olmanın sorumluluğunu hissedememiş, sevgiyi yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamak sanmış silüetler...
Oysa çocuklar oyuncak eksikliğinden değil, görülmemekten kırılıyor.
Kadınlar yorgunluktan değil, anlaşılmamaktan tükeniyor.
Ve erkekler çoğu zaman ailelerini kaybettiklerini, çocukları büyüyüp uzaklaştığında anlıyor.
Çünkü ihmal bir anda olmaz.
İhmal, “Sonra konuşuruz” denilen cümlelerde büyür.
“Şimdi işim var” diye ertelenen anlarda kök salar.
Bir bardak su istemeye çekinilen evlerde, göz göze gelmenin unutulduğu akşamlarda derinleşir.
Sonra bir gün çocuk büyür.
Aynı evde büyüdüğü ama ruhuna hiç dokunamamış babasına bakar...
Ve orada bir insan görür, ama bir sığınak göremez.
İşte en büyük yıkım tam da budur:
Evde baba vardır ama güven yoktur.
Evde eş vardır ama ortaklık yoktur.
Ev vardır ama aile yoktur.
Yine de geç kalınmış olmak, her şeyin bittiği anlamına gelmez.
Belki hâlâ vakit vardır...
Telefonu bir kenara bırakıp gerçekten bakmak için.
Eşine içten bir “Nasılsın?” diyebilmek için.
Çocuğunun sevdiği rengi, korktuğu şeyi, içine attığı kırgınlıkları öğrenebilmek için...
Çünkü bazen bir aileyi kurtaran şey büyük fedakârlıklar değil;
zamanında kurulmuş küçük ama gerçek bağlardır.
 

Cemile Polat Kurnaz
Aile Danışmanı | Yazar

DİĞER YAZILAR

Sefa ÇİÇEK

Türkiye Ekonomisi ve Çevresel Faktörler

Mine Aras Nalkıran

VİŞNE AĞACININ DİBİNE DÜŞTÜM

Emrah KILIÇ

Parayı Yönetmenin 7 Altın Kuralı

Nebi Emrah ŞENLİK

Tüketmek Üzerine Bir Takım Mülahazalar

Ayşe Ferda KARAOĞLU

FETİH TABLOSU, FETİH KAPISI VE FETHİN SIRLARI

Ceyhun SERÇEMELİ

Bayram’da Alvarlı Efe Hz.’nden Feyz Almak