Erzurum Gastesi Köşe Yazarı
Zeynep DİRLİK
“Bir Annenin Adı Bazen Tarih Olur”
09.05.2026 - 16:20
9,551 Okunma
Anne denildiğinde çoğu insanın aklına, huzur dolu bir yuva gelir. Sofranın başında bekleyen bir figür, gecenin geç saatlerinde dahi uyumayıp aileyi düşünen bir kadın, hastalık anında yanında duran bir el.
Ancak bazı anneler yalnızca çocuklarını büyütmekle kalmaz, bir milletin kaderini şekillendirir. Bu toprakların geçmişi, sessiz ama güçlü kadınların bıraktığı izlerle örülüdür. Kimi cephede savaşarak, kimi duasıyla destekleyerek, kimi ise yetiştirdiği nesillerle topluma yön vererek tarihe damgasını vurmuştur. Kimilerinin adları tarih kitaplarında yer alırken, kimileri sessizce unutulmuştur. Yine de onların emeği olmadan bugünlere gelmek düşünülemezdi.
Nene Hatun bu kadınlardan biriydi. 1877 yılında, Erzurum’da Aziziye Tabyaları’na yapılan saldırı sırasında genç bir anneydi. Kollarında bebeği ve yüreğinde korku taşıyor olsa da, cesaretle eline baltasını alıp cepheye koştu. Kendi evladından çok milletinin çocuklarını düşünen bir ruh taşıyordu. Çünkü bazı kadınlar korkuya rağmen geri adım atmaz. Bugün Erzurum sokaklarında hissedilen direnç ve kudret, onun bıraktığı mirasın bir yansımasıdır.
Kurtuluş Savaşı'nda Kara Fatma, sadece işgal güçlerine karşı değil, “Kadından asker olmaz” diyen ön yargılara karşı da mücadele etti. Onun azmi ve cesareti, Mustafa Kemal Atatürk tarafından takdir edilip rütbeyle ödüllendirildi. Ancak Kara Fatma’yı asıl farklı kılan özelliği, vatanı için hiçbir engel tanımadan, her türlü fedakârlığa hazır olmasıydı.
Halide Edib Adıvar ise savaşını kalemiyle verdi. Sultanahmet Meydanı’nda yaptığı konuşmalarla halkı karanlıktan umut ışığına taşıdı; milletin yeniden ayağa kalkmasını sağladı. En zor anlarda sözleriyle cesaret verdi; korkuyu umuda dönüştürdü.
Türk tarihine bakıldığında kadınlar asla sadece destekçi rolüyle sınırlı kalmadılar. Onlar kimi zaman devlet yöneten liderler, kimi zaman da savaş kazanan kahramanlar oldular. Tomris Hatun ulusunu zaferle taçlandırdı, Hayme Ana obasını ayakta tuttu, Şerife Bacı ise cephaneleri korumak uğruna kendini feda etti. İman ve fedakârlığın simgesi Hz. Hatice’den merhametin adı olmuş Hz. Fatıma’ya, bilgiyle ışık saçan Hz. Aişe’den Kerbela’nın acısına direnen Hz. Zeynep’e kadar pek çok kadın tarihte iz bırakmıştır. Her biri hayatını inançlarına ve halkına adadı, zorluklara karşı boyun eğmedi.
Ve tarihten bilmediğimiz yüz binlerce kadın… Cepheye oğullarını gönderip gözyaşlarını içine akıtan anneler; bir tabutun başında dimdik durarak “Vatan sağ olsun” diyebilen kederli yürekler. Bu kadınlar, fedakârlıklarıyla toplumun ruhunda derin yaralar açtı ama aynı zamanda o ruhun mayasını da onlar yoğurdu.
Bugün Anneler Günü denilince genelde hediyeler, çiçekler ve kutlamalar akla gelir. Oysa bazı annelerin hikâyeleri tarihin satırları arasında sessizce kaybolur. Oysa bir çocuğun karakterinde annenin izi, aynı şekilde bir toplumun vicdanında kadının emeği vardır. Güçlü milletler, tarih boyunca kadınlarını unutmamış ve onlara sahip çıkmıştır; çünkü geleceğin mimarları yalnızca savaş meydanlarında değil, aynı zamanda annelerin şefkat ve bilgelikle büyüttüğü evlatlarda yetişir.
Bazı anneler çocuklarını büyütür; bazılarıysa tarihe adlarını kazır.
Bu yazıyı okuyan, emek veren, iz bırakan ve yarının nesillerini yetiştiren bütün annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
Zeynep Dirlik
