WhatsApp Facebook X (Twitter)
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Zeynep DİRLİK

Kurban: Allah’a Teslimiyet, Kıssadan Hisse

26.05.2026 - 01:00
1,670 Okunma
Kurban Bayramı gelmişken, geçmişten günümüze kadar yerine getirdiğimiz kurban ibadetini bir de kıssadan hisseyle hatırlayalım. Hz. İbrahim’in (a.s.) yıllar geçmesine rağmen bir evladı olmamıştı. İbrahim (a.s.), ellerini kaldırarak Rabbine şöyle dua ediyordu: “Ya Rabbi! Bana salihlerden olacak bir evlat ver!” (Sâffât 37/100) Duasının üzerinden yıllar geçmiş, Hz. İbrahim’in hicreti Mısır’a kadar uzanmıştı. Bir müddet sonra burada yaşayan güzel insanlara Hacer isminde biri daha katılmıştı. Mısır’ın doğu illerinden koparılmış ve saraya gönderilmiş bir cariyeydi. İşte bu cariye, Hz. İbrahim’in eşi olmakla şereflendi. Bir süre sonra Yüce Allah onlara bir çocuk nasip etti. Adını İsmail koydular. Aradan yıllar geçti, artık Hz. İsmail de büyümüş, delikanlı olmuştu. Hz. İbrahim bir gün Mekke’de bir rüya gördü. Rüyasında oğlu İsmail’i Allah Teâlâ’ya kurban ediyordu. Önce bu rüyanın doğruluğundan şüphe etti. Ancak aynı rüyayı sonraki gecelerde de görünce bunun Rabbinden gelen bir emir olduğunu anladı. Yüce Allah, Hz. İbrahim’i çok ağır bir sınava tabi tutuyordu. Oğluna ip ve bıçak almasını, birlikte dağa çıkıp odun getireceklerini söyledi. Zaten baba oğul sık sık yakınlardaki dağlara gider, oradan odun getirirlerdi. Hz. İsmail ipi, baltayı ve bıçağı aldı. Hazırlıklarını yaptılar ve beraberce yola çıktılar. Allah’ın dostları en ağır imtihanlardan geçiyordu. Babası, İsmail’e yaklaştı ve şöyle dedi: “Ey yavrucuğum, seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Buna ne dersin?” İbrahim’e (a.s.) teslimiyet abidesi, halim bir oğul verilmişti. Babasına şöyle dedi: “Ey babacığım, ne emrolunuyorsan yap! Sen beni inşallah sabredenlerden bulacaksın.” (Sâffât 37/102) Hz. İbrahim, Hz. İsmail’i alıp Mina’da kurban edeceği yere götürdü. Çocuğunun ellerini ve ayaklarını bağlayıp onu şakağı üzerine yatırdı. Daha sonra Hz. İbrahim oğlunun gözlerini bağladı. Onu kurban etmek üzere sağ yanı üzerine yatırdı. Bıçağını çekti, oğlunun boğazına sürdü; fakat bıçak kesmedi. Hz. İsmail, babasına kendisini yüzüstü çevirmesini ve yüzünü görmemesini söyledi. Sanıyordu ki babası onun yüzünü gördüğü için dayanamıyor, bıçağı bastıramıyordu. Hz. İbrahim oğlunun dediğini yaptı. Onu yüzüstü çevirdi ve bıçağı bir kez daha sürdü; fakat bıçak yine kesmedi. Hz. İbrahim’in ve Hz. İsmail’in bu samimi teslimiyetleri ve itaatleri Rabbimiz tarafından kabul gördü ve onlara şöyle vahyedildi: “Ey İbrahim! Gerçekten rüyanı doğrulayıp onayladın. Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır.” (Sâffât 37/103-106) Her ikisi de Allah’ın bu teslimiyet imtihanını kazandı. Buna karşılık Allah, onlara katından Cebrail ile bir kurban gönderdi. “Biz oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona iyi bir nam bıraktık. İbrahim’e selam, dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandır.” (Sâffât 37/107-111) Allah’a teslimiyetin en etkileyici örneklerinden biri, Hz. İsmail’in kurban edilmesiyle imtihan edilmesidir. Bu olay, o günden kıyamete kadar kurban ibadetiyle hatırlanacak ve insanlara derin bir itaat ve teslimiyet dersi vermeye devam edecektir. Günümüzde birçoğumuz kurban ibadetini yerine getirirken, bu ibadeti sıradan bir gelenek ya da yalnızca yenilecek bir etin temini olarak değerlendirebiliyoruz. Oysa kurban, bundan çok daha fazlasını ifade eder: Allah’a olan teslimiyeti, sadakati ve kulluk bilincini simgeler. Kurban, Hz. İbrahim’in Rabbine duyduğu bağlılığı ve Hz. İsmail’in eşsiz teslimiyetini temsil eder. Bir babanın en değerli varlığını Allah yolunda feda edecek kadar güven duyması ve bir evladın yürekten Rabbinin emirlerine rıza göstermesi, hala hepimize büyük anlamlar yükler. Belki de kurbanın asıl manası, insanın Allah yolunda neleri feda edebileceğinde gizlidir. Bazen kibirimizi, bazen öfkemizi ve bazen de kalplerimizi körelten kötü alışkanlıklarımızı kurban edebilmek. Çünkü gerçek teslimiyet, yalnızca sözle değil; samimi davranışlarla, açık bir niyet ve eylemle ortaya çıkar. Bunun yanında, Kurban Bayramı aynı zamanda paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin bayramıdır. Sofralara bereket, gönüllere huzur getiren bu özel günler; yardıma muhtaç olanları hatırlamamızı, küskünlükleri geride bırakmamızı ve birlik olmanın kıymetini anlamamızı sağlar. Kesilen her kurban, sadece dini bir vecibenin yerine getirilmesi değil; aynı zamanda merhamet, yardımlaşma ve Allah’a daha da yakınlaşma çabasının sembolüdür. Bu ibadeti gönülden gerçekleştirirken, Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. İsmail’in teslimiyetini ve bu büyük kıssanın hayatımıza taşıdığı derin hikmeti unutmamalıyız. Bu kıssa, her birimiz için hayat yolunda rehberlik eden bir teslimiyet haritasına dönüşsün. Kurban Bayramımız mübarek olsun.

DİĞER YAZILAR

Sefa ÇİÇEK

Türkiye Ekonomisi ve Çevresel Faktörler

Mine Aras Nalkıran

VİŞNE AĞACININ DİBİNE DÜŞTÜM

Emrah KILIÇ

Parayı Yönetmenin 7 Altın Kuralı

Nebi Emrah ŞENLİK

Tüketmek Üzerine Bir Takım Mülahazalar

Ayşe Ferda KARAOĞLU

FETİH TABLOSU, FETİH KAPISI VE FETHİN SIRLARI

Ceyhun SERÇEMELİ

Bayram’da Alvarlı Efe Hz.’nden Feyz Almak