Liselere ve üniversitelere geçiş sınavlarının ardından tercih süreçlerinin başladığı bugünlerde yapay zekanın mesleklere muhtemel etkileri, tercihler üzerinde belirleyici rol oynamaktadır.
Öyle ki yapay zekanın yakın gelecekte çalışma hayatında ve toplumsal hayatta etkilerinin neler olabileceği en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır.
Bu yazı serisi ile hem avukatlık tecrübesi bulunan hem de akademik çalışmalarını hukuk alanında sürdüren bir öğretim üyesi olarak naçizane görüşlerimi ifade ederken tercih sürecinde adaylara bir nebze yardımcı olmayı amaçlıyorum.
Yazı serimizin birincisinde konumuz hukukta yapay zeka ve duygusal zeka karşılaştırması…
Geçtiğimiz günlerde hukukta yapay zeka kullanımına ilişkin hukukçu görüşlerini araştırdığım bir akademik makalem yayınlandı. Makale kapsamında konuya ilişkin hakim, avukat ve akademisyen görüşlerini araştırdım. Ulaştığım sonuçlar oldukça dikkat çekici nitelikteydi. Ortak görüş duygusal zekanın özellikle yargılamada, duruşmalarda, sorgulamalarda asla yerinin doldurulamayacağını göstermekteydi…
Peki neden?
Çünkü hukuk yalnızca kanun maddelerini ezberlemekten ibaret değildir.
Bir duruşma salonunu düşünün… Hâkimin önündeki dosyada yüzlerce sayfa belge olabilir. Yapay zekâ bu belgelerin tamamını birkaç saniyede okuyabilir. Emsal kararları sıralayabilir, kanun maddelerini karşılaştırabilir, hatta olası hukuki sonuçları da tahmin edebilir. Fakat dosyanın içinde yazmayan bazı gerçekler vardır.
Bir tanığın gözlerindeki tereddüt…
Bir annenin sessizliği…
Bir mağdurun kelimelere dökemediği acısı…
Yüzlerce duruşmaya katılmış bir avukat olarak birçok duruşmada içinde bulundukları heyecan ve stresin etkisiyle derdini ifade edemeyen ama duyguları ile konuşan onlarca davacı-davalı gördüğümü ifade edebilirim…
İşte bütün bu hususlar, insanı sadece bilgiyle değil duygu ve vicdanla anlayabilen hukukçuların farkını ortaya koymaktadır.
Araştırmam kapsamında görüştüğüm hukukçuların ortak kanaati de tam olarak buydu:
Yapay zekâ hukukçunun en güçlü yardımcısı olabilir; fakat vicdanının yerine geçemez!
Çünkü adalet, matematiksel bir işlem değildir.
Adalet; aklın, vicdanın ve insan onurunun birlikte karar vermesidir.
Mehmet Akif Ersoy bir şiirinde
“Kenar-ı Dicle’de Bir Kurt Aşırsa Koyunu,
Gelir de Adl-i İlahi Sorar Ömer’den Onu”
ifadeleriyle adalet, akıl ve vicdan ilişkisini ne güzel ifade etmiştir. Bu sözün içerisinde yalnızca adalet değil, aynı zamanda insan vardır…
Tercih sürecindeki adaylarımıza diyorum ki listenizi hazırlarken puanınızı elbette dikkate alın. Ancak karakterinizi, hayallerinizi ve yeteneklerinizi de listenizin en üst sıralarına yazmayı ihmal etmeyin. Çünkü insan sevdiği meslekte sadece başarılı olmaz. Aynı zamanda mutlu olur. Mutlu insanların yaptığı işler, topluma da umut olur…
Ünlü bir sözde ifade edildiği gibi:
"Sevdiğiniz işi seçerseniz hayatınız boyunca bir gün bile çalışmış olmazsınız."
Nasip olursa bu yazı serisi içinde hem yapay zekânın başka meslekler üzerindeki etkilerini hem de farklı mesleklerin geleceğini yapacağım röportajlar ışığında sizlerle paylaşmayı hedefliyorum.
Tercih sürecindeki adaylarımızı, 1957 yılında kurulan, ülkemizin en köklü üniversitelerinden birisi olan, kampüsüyle göz kamaştıran, yetkin akademik kadrosuyla öğrencilerini güçlü bilimin ışığında parlak geleceğe hazırlayan Atatürk Üniversitemize davet ediyorum.
Yazı serimizin bu ilk yazısı için Tercih Notum:
Yapay zekâ bilgiyi hızlandırabilir fakat adaletin asli unsuru vicdandır. Avukat duygusal zekası ile süreçleri yönetir, Hakim vicdanıyla karar verir… Geleceğin hukukçuları, teknolojiyi yardımcı olarak kullanan ama insanları duyguları ile anlamaktan vazgeçmeyen kişiler olacaktır…
Yazıda bahsettiğim makaleme https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5743577 adresinden ulaşabilirsiniz…
