Edebiyat & Kitap

GÖLGELERE İNAT: İÇİMİZDEKİ IŞIĞI YAKMAK

GÖLGELERE İNAT: İÇİMİZDEKİ IŞIĞI YAKMAK​Hani diyor ya Cemal Süreya:​“Umut belki de gelecek sayfadadır, kapatma kitabı.”​Gözümüzü yeni bir güne açtıysak, kitabın o yeni sayfasını çevirme vakt...

29.07.2026 - 13:38 3 dk'da okuyabilirsiniz.
GÖLGELERE İNAT: İÇİMİZDEKİ IŞIĞI YAKMAK
Meryem YARAR
Meryem YARAR
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Meryem YARAR
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

GÖLGELERE İNAT: İÇİMİZDEKİ IŞIĞI YAKMAK
​Hani diyor ya Cemal Süreya:
​“Umut belki de gelecek sayfadadır, kapatma kitabı.”
​Gözümüzü yeni bir güne açtıysak, kitabın o yeni sayfasını çevirme vakti gelmiş demektir. Çünkü yaşamak, tüm yaralara rağmen yeniden hayal kurabilmekle anlam kazanır.
​Ben de sabahları gözlerimi açtığımda ya da gece yatmadan önce müziğe sığınır, düşlerde buluşurum kendimle. Bazen kent kent dolaşırım o düşlerde, bazen uçurtmalardan kanat yapıp yıldızların arasında süzülürüm. Bazen de hiç deniz görmemiş bir deniz kızı gibi, ait olduğum mavilikleri ararım. Hayal kurmak; zifiri karanlığa ışık olmak, nefes aldığımızı hissetmektir.
​Ancak ne zaman bir hayale tutunsak, üzerimize gölgesini düşürmek isteyenler çıkar karşımıza.
​Bıyık altından gülenlerden bahsediyorum... En ufak bir olumsuzlukta beliren o malum seslerden: “Biz zaten biliyorduk böyle olacağını da hevesin kırılmasın diye demedik.” İnsanın içi kan ağlarken acı bir tebessümle geçtiği bu cümleler, aslında o insanların hayal kurmaktan ne kadar uzak, anlamaktan ne kadar aciz olduğunun kanıtıdır.
​Sinsi bir gölge gibidir bu insanlar. Kendi görünmez, dokunulmazdır ama sizi yavaşça bir girdabın içine çekerler. Farkına bile varmadan, onların sizin için biçtiği o renksiz ve karanlık yolda yok olmaya başlarsınız. Kendi sesinizi duyamaz, kendi yolunuzu göremez hale gelirsiniz.
​İşte bu yüzden, kapılmayın o gölgelere!
​Onlara inat güneş olun, ay olun, yıldız olun. Kendi ışığınızı kendiniz yaratın ve kimsenin cılız gölgesine muhtaç olmayın. Hayatınızdaki insanlara hak ettikleri sınırları çekmekten de korkmayın:

​Sevmeyi bilmeyenin hayatına bir nokta koyun, arkanızda kalsın.

​Değer vermeyene bir ünlem koyun, hissettirdiklerini o ünlemde bitirin.

​Sizi merak etmeyene iki nokta koyup durumu açıklayın ama bir daha asla o parantezin içine girmeyin.

​Sizi bir girdaba sokup karanlığa mahkûm eden her kim varsa, yüzünüze o içten gülümsemeyi takıp yol verin. Evet, vazgeçmek acı verebilir; belki bir süre yas da tutarsınız. Ama unutmayın: Ya o gölgelerin arasında kaybolacaksınız ya da o kapıyı kapatıp kendinizi kazanacaksınız.
​Gelecek sayfa hâlâ boş ve kalem sizin elinizde. Umudunuza sabırla, şükürle ve en çok da sevmeye devam ederek sarılın. Kitabı kapatmayın.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku