Genel Kültür

Kültürel bir Laflama🇹🇷

Tarih okurken, dinlerken veya çalışırken hayranlık uyandıran binlerce detay olduğunu fark etmişsinizdir, tabi Türk tarihinden bahsediyorum. Bu köşede biraz Türklerin yaptığı işlerden , övgü ...

06.08.2026 - 21:34 4 dk'da okuyabilirsiniz.
Kültürel bir Laflama🇹🇷
Reyhan SEVEN
Reyhan SEVEN
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Reyhan SEVEN
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Tarih okurken, dinlerken veya çalışırken hayranlık uyandıran binlerce detay olduğunu fark etmişsinizdir, tabi Türk tarihinden bahsediyorum. Bu köşede biraz Türklerin yaptığı işlerden , övgü unsuru olan kültüründen ve günümüzde dilimizde dolanan ama anlamını detaylıca bilmediğimiz deyimlerden laflamak istedim. 
Dünyada ilk kez bir hayvan için vakıf kuran bir millet! "gurabahaneyi laklakiye" Bursa semalarında göçe giderken avlanıp yaralı bırakılan leylekleri tedavi etmek için açılmış bir vakıf hastanesi varmış inanabiliyor musunuz? Sonra dağdaki kurdun kışın yiyeceği eti temin etmek için kurulan vakıf, yere tüküren olursa diye üstünü kapatmak için sırtında kül küfesiyle sokak sokak gezen görevliler, buradaki maksat tükürükten hastalık bulaşmasını önlemek. Canı çekipte başkasının bahçesinden, ağacından meyve alan olmasın diye her mahalleye ekilen çeşit çeşit vakıf meyve ağaçları... hem hayret hem hayranlık uyandırıyor insanda. Osmanlının vakıf sisteminin yerden göğe kadar her detayı düşünmesi de çok ince..ayrıca vakıflar yalnız bu incelikleriyle sınırlı değil, aynı zamanda hem eğitim hem de sağlık kuruluşu görevide görmekteymiş. Osmanlı kadıları da sürekli kontrol niyetiyle dolaşırmış vakıfları.
Hepsini hatırda tutmak kolay değil ama bazı deyimleri de  aktarmak istiyorum. Keçileri kaçırmak deyiminin gerçek anlamını yeni öğrenmenin pişmanlığını yaşıyorum: Osmanlı da küçükbaş hayvan başına alınan vergi yükünü biraz rahatlatmak isteyen halk, vergi toplama günü geldiğinde koyunlarını ve keçilerini dağa kaçırırmış :) aslında kafayı yemek değil de kafayı kullanmakmış anlayacağınız. Bir diğer deyim "pabucunu dama atmak" aslında bugünkü anlamıyla aynı, Osmanlı'da işini iyi yapmayan esnaf ayakkabıcıysa pabucunu dükkanın damına atarmış lonca yetkilileri, ahaliye artık bu dükkanla işimiz bitti demek yani. Diğer esnafların da ürünü neyse onu dama atarlardı herhalde :)
Dingonun ahırı mı burası? bu deyim gelen gidenin belli olmadığı yerlerde kullanılır peki hikâyesi ne? istanbul'da atlı tramvaylar kullanılmaya başladığında yorulan atlar dinlenmek için bir ahır ararmış, İstanbul'un en işlek yerlerinden birinde de lakabı dingo olan rum kökenli birinin ahına girerlermiş. dolayısıyla at sahipleri sürekli atları kaybolduğunda dingonun ahırına gidermiş,,, yani saat kaçta kim gelir kim gider belli olmazmış :)
Fiyatını yüksek bulduğumuz şeyler için ateş pahası deriz; kanunî bir gün dondurucu havada ava gider, haliyle çok üşürler ve buldukları bir kulübenin içine girerler. kulübe sahibi yaşlı adam kanuniyi tanımaz, hemen bir ateş yakar ısınmaları için. Kanunî ve yaverleri ısındıktan sonra giderlerken adama yardımı için para teklif edince , adam da çok yüksek bir fiyat biçer. kanunî çok şaşırsa da sırf yardımı için parayı öder. o günden itibaren ateş pahası lafı yayılır, ya günümüze kadar..
Velhasıl,,, canınızın çok sıkıldığı bir an açıp bir tarih belgeseli ya da filmi izlemeniz hem kültürel anlamda katkı sağlayacaktır, hem de laf aramızda ortamlarda satılacak bir sürü bilgi toplamış olursunuz 😎 ve en önemlisi geçmişimizi, ecdadımızın güzel huylarını hoş laflarını duymak , öğrenmek müthiş bir duygu. 

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Fuat ÇOMAKLI

Sessiz Bir Vicdan Muhasebesi

Yazıyı Oku
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku