Anne & Çocuk

Bir Annenin Kaleminden Çocuklar ve Suç Sarmalı

Bugün modern dünyanın getirdiği en ağır yüklerden biri, evlatlarımızı sokakların ve dijital ekranların o karanlık, acımasız dişlileri arasında korumaya çalışmak. Bir anne olarak yüreğimde ta...

09.08.2026 - 21:33 3 dk'da okuyabilirsiniz.
Bir Annenin Kaleminden  Çocuklar ve Suç Sarmalı
Halime BİNGÖL
Halime BİNGÖL
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Halime BİNGÖL
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bugün modern dünyanın getirdiği en ağır yüklerden biri, evlatlarımızı sokakların ve dijital ekranların o karanlık, acımasız dişlileri arasında korumaya çalışmak. Bir anne olarak yüreğimde taşıdığım o derin sızıyı, kimseye güvenememenin verdiği o yalnızlık duygusunu ve "Acaba nerede yanlış yapıyorum?" sorusuyla sabahlara kadar boğuşmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.
​Bugün sokaklar ve suç ağları, çocuklara sabırlı çalışmanın, dürüst olmanın, okumanın hiçbir getirisi olmadığını fısıldıyor. Çocukların zihnine öyle bir zehir zerk ediliyor ki; suçu sürekli işlemek, kuralları hiçe saymak bir özellik, bir statü, hatta bir başarı olarak pazarlanıyor. Gösterişli hayatlar, kısa yoldan elde edilen güç, o sahte parıltılar ergenlik çağındaki hassas beyinlere o kadar cazip gösteriliyor ki, çocuk evdeki huzuru, anne babanın sevgisini sıradan ve sıkıcı bulmaya başlıyor.
​Oysa o çocuklar o sokaklara kendi iradeleriyle gitmiyorlar. Evde sürekli eleştirildiklerini, anlaşılmadıklarını düşündükleri o boşluk anlarında, sokaktaki o karanlık yapılar onları yakalıyor. Onlara değerli olduklarını hissettiren, büyükmüş gibi davranan bir illüzyon yaratıyorlar. Çocuk, ailesine başkaldırarak aslında kendi kimliğini bulduğunu zannediyor; halbuki başkalarının elinde bir kuklaya dönüştüğünün farkına bile varamıyor.
​Bir anne olarak en büyük çıkmazımız bu zaten: Çocuğu eve bağlamaya çalışmak, telefona sarılmasını engellemek, beş dakikalık bile olsa o dışarı kaçışlarına set çekmek... Çocuğa baskı kursak "Ergenliğinden ters tepiyor" korkusu yaşıyoruz; serbest bıraksak tamamen elimizden kayıp gidecek endişesiyle kahroluyoruz.
​Aslında mesele bizim yetersizliğimiz değil. Mesele, toplumsal olarak o eski güvenli mahalle kültürünü kaybetmiş olmamız. Artık kimse komşusunun çocuğuna sahip çıkamıyor; herkes kendi evinin duvarları arasında, dışarıdaki bu büyük dalgayla tek başına savaşmaya çalışıyor. Çevreden yardım isteyemiyoruz, çünkü kimseye güven kalmadı. Bu da bizi daha çok yalnızlaştırıyor, daha çok köşeye sıkıştırıyor.
​Yalnız değiliz.
Biliyoruz ki, önce Rabb'imiz yardım edecek bize; nefslerimize hakim olacağız, sabredeceğiz. Çünkü O destek olmazsa, bizim bu koca dünyada tek başımıza bu sarmalla baş etmemiz imkansız. Belki kimseye sesimizi duyuramıyoruz ama Rabb'imize açılan ellerimizle, duruşumuzla, evlatlarımıza vereceğimiz o inatçı sevgiyle bu karanlığı yarmaya mecburuz.
Teslim olmak yok.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku