KAÇ KEZ YAZDIM, KAÇ KEZ SİLDİM BİLEMEZSİNİZ. Evet LGS bitti. Yerleştirme sonuçları açıklandı. Sırada nakil başvuruları var. İlk başvurular yapıldı. İkinci Nakil Başvuruları da yapıldı. Sınav sonucu ile yerleşememiş yüzbinler varken; sanki artık şapkayı önümüze koyup düşünme vakti artık.
İŞTE SAYISAL VERİLER 1 Milyon 259 bin kontenjanın; sadece 190 binlik kısmına Merkezi sınav sonucunda yerleşilebildi. 772 binine de Yerel Yerleştirme ile 963 bin öğrenci yerleşti. Bu öğrencilerin 352 bini Anadolu Liselerine, 343 bini Meslek Liselerine, 72 bini ise İmam Hatip Liselerine yerleşti. Maalesef hiçbir tercihine yerleşemeyen yüzbinler Nakil tercih sonuçlarını bekliyor. Bizim kızımızda bu sonuçları bekleyen yüzbinler arasında ve bu karmaşa içinde çırpınan aileler arasındayız. Bu süreçte sorular ve tarzları kamuoyunu bence yeterince meşgul etti. Kimse de demedi ki; yahu bu soruları hazırlayan komisyon hangi başarı çıtasını baz aldı? Okul müfredatındaki konu dağılımı esas alındı ise soru seviyesi için hangi okulların sınav istatistikleri değerlendirmeye alındı? Bu denli zor; bilginin değil de bilgiye ulaşmada ki çetrefilli yolların çocuklara dayatıldığı bir sistemin sınavı ise bu, hiçbir destek alma imkanı olmayan çocukların heba olması kaçınılmaz bir son değil miydi? Kursların, Koçların, Özel Öğretim Kurumlarının arada ki makası kolaylıkla açabileceği öngörülmemiş olabilir mi?
Gelelim sınavla değil de Orta Öğretim Başarı Puanı ile yerleşmeye çalışan çocuklara. Burada da karşımıza ‘’Nitelikli Okullar’’ diye bir terim çıkıyor. Ne demekse bir türlü algılayamıyorum. Onlar nitelikli ise geri65de kalan okullar niteliksiz demek mi? Bu Eğitim sistemimize, o okullardaki personele ve öğrencilere biraz ayıp olmuyor mu? Bu sınıfsallaştırma için 13-14 yaş grubu çok küçük değil mi? Daha doğrusu; henüz Orta öğretimden yeni çıkmış çocuklar için bugün uyguladığımız sınav sistemi çok ağır değil mi? Bugün ortalaması 60 olan öğrencinin Lise başarısını nereden tahmin edebiliriz ki? Hem de tekrarı mümkün olmayan bir sınav ile. Mahallemizde, gözümüzün önünde, düz dümdüz bir Lisede çocuklarımızın eğitim hakkını talep ederken, her şeyin bu kadar karışık olması çok yorucu.
SAHİ NE OLDU BİZİM LİSELERİMİZE? Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Meslek Liseleri ve düz Liseler vardı eskiden. Konu çok basitti. Akademik başarısı yüksek çocuklar Fen Liselerine ve Anadolu Liselerine yerleşirdi. Düz Liseler ortalama öğrenciler içindi. Meslek Liseleri ise gerçekten meslek edindirmeye yönelik eğitim veren kurumlardı. İmam Hatip Liseleri de bu grubun içerisindeydi. Şimdiki gibi Proje İmam Hatip Lisesi falan gibi bir ayrımda yoktu. Her şey son derece anlaşılırdı. Sınavı kazanan yerleşir, gerisi de mezuniyet puanı ve ikametgah gibi uygunluklarla okullara yerleşirdi. Ancak bugün geldiğimiz noktada eğer adaletli ve eşit bir eğitim sistemi oluşturmak istiyor isek; öncelikle başarı puanlarını sorgulamalıyız. Yüksek başarılı çocukları, ticari kaygı ile kanatları altına alan Özel Kurumların başarılarını baz alırsak, tek çaresi okulda öğrenecekleri olan diğer çocukların hakkına gireriz. O zaman ortaya; bilginin değil, sistemin hinliklerinin öğretildiği tam puanlı başarılar çıkar. Kimse yanlış anlamasın, amacım ahkam kesmek değil ki; konunun teknik gerekçelerine haiz değilim. Bir veli olarak ben ve benim gibi ailelerin kaygı ve düşüncelerini dile getirmek istedim. Biz son nakil tercihlerine kadar şansımızı zorlayacağız. Çünkü ; ben şahsen kızımın başarı puanının 15-20 puan altında bir liseye gitmesini istemiyorum. Bunu sadece kendi kızım için değil; tüm arkadaşları için istiyorum. Puan ortalaması 50 olan çocukta bizim, 100 olan çocukta. Bizim sistem dişlileri arasında yitip gidecek tek bir evladımız dahi yok! Olmamalı.
MESLEK LİSESİ HASSASİYETİ İSE KONU, GELİN BİRAZDA ONU KONUŞALIM
Sayın Milli Eğitim Bakanımızın pek çok konuşmasında’’ Meslek Lisesi’’ hakkındaki düşüncelerini dinledim. Bende aşağı yukarı kendisi ile aynı fikirdeyim. Ancak günümüzdeki Meslek Liselerinin hali ortada maalesef. Mezun çocukların çoğu devamında Yüksek Okullara yerleşse bile Fakültelere gidebilmek için Lise de hiç görmedikleri ya da sınırlı saatlerde gördükleri derslerden destek almak zorunda. Yani sistem sınırlıyor ve tekniker olabilirsin ancak mühendis olamazsın diyor adeta. Evet bu ülke için önemli bir konudur, Meslek Liseleri ve cazip hale gelmediği müddetçe Eğitim sistemimiz içinde bir yara olarak kalacaktır. Mezunları için pişmanlık, mecburen gitmek zorunda kalanlar için bilinmezliklerle dolu bir eğitim hayatı haline gelen Meslek Liseleri; ülkemiz için bir memleket meselesi olmalıdır.
İMAM HATİP LİSELERİ MESLEK LİSESİ MİDİR?
Bundan 20 yıl önce evet mesleki eğitim veren Liselerdi. Şimdilerde konu biraz karışık. Mezun çocukların çoğu İlahiyat Fakültelerini tercih etmiyor maalesef. Kalifiye mezunlar başarı ile mezun olunca başka Fakültelere giriyorlar. İstatistikler ortada aslında. Proje İmam Hatip Liseleri için durum daha da farklı aslında Fen Liseleri ile yarışır bir başarı çıtaları var.
VE SONUÇ?
Ben bu yazıyı neredeyse 5 gündür yazıyorum dostlar. Yazıp sildiklerimden üç yazı daha çıkardı. Prosedürde işleyen sistem maalesef reelde aynı sonucu vermiyor. Yani sınavla yerleşemeyen çocuklar istemedikleri okullara belki de mezuniyet puanlarının çok altında mecburen kayıt oluşturacaklar. Burada büyük bir problem var. Temennim yetkililerin, uzmanı oldukları bu konuda hemen harekete geçip sorunları gidermeleri. En azından önümüzde ki yıl bunları konuşmamak. Bir de şahsi dileğimdir ki; isminin önünde O ya da Bu İbaresi olmayan Liselerin tekrar Eğitim hayatımıza girmesi. Ergenliğin henüz ortasında ki çocukların; tercihe bu kadar erken mecbur bırakılmaması.
Saygılarımla …Esen Kalın