BAĞLILIĞIN ARDINA İYİ BAKMAK LAZIM…
BİR OYUNCAK ÇOCUĞUN ELİNDE NEYE YA DA KİME DÖNÜŞTÜ?
Günümüz şartlarında ebeveyn olarak ne kadar hassas ve dikkatli olmamız gerektiği konusunda hepimize örnek teşkil edecek bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Popülerizm en çokta çocuklarımızı hedef alıyor. Onların saf duygularını korkuyla kontrol etmeye çalışıyorlar. Nasıl mı?
Zamanın HUGGY WUGGY oyuncağı; sivri korkunç dişleri, kocaman siyah gözleri, üçgen kafası, biçimsiz vücut yapısıyla bir döneme damga vuran; bakınca korkutucu olan bu oyuncak ilk olarak çocuklara sevimli arkadaş canlısı, dost, olarak tanıtıldı. Sonra her oyuncakçıda boy boy renk renk oyuncakları, anahtarlıkları, çantaları üretilip satıldı…
Sonra ne mi oldu?
O internette çocukların karşısına çıkan sevimli dostun karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkar oldu…
Çocukların hiç elinden düşürmeden sadece bu oyuncakları yanlarında taşıması beni ürkütmüştü.
Kendi çocuklarımda dâhil popüler kültürün etkisiyle “anne çok sevimli oyuncak”deyip aldırdığı oyuncağın sırrı zaman sonradan ortaya çıktı… Nasıl olabilirde bu ürkütücü yaratık sevimli dost olarak görünür. Birkaç video izledim gerçekten de oyun canlısı, anlayışlı arkadaş rolün de! İyi de niye korkutucu suratlı?
Neyse oyuncaklarını bir gün unutan çocukların tedirgin davranışlarını görünce sordum… Önce kem küm ettiler gerçeği söylemeye çekindiler… Sonra uzun konuşmalar sonucunda gerçek ortaya çıktı.
“HUGGY WUGGY YA ANNE BABAMIZI ÖLDÜRÜRSE BİZ NASIL YAŞARIZ?”
Bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim.
Kim neden bunu yapsın? Diye düşünürken çocuk korkuyla anlattı. Eğer HUGGY WUGGY ‘i arkadaşımız olarak yanımızda götürmezsek o çok kızar akşamda anne babamızı öldürür… Videolarda bunları görmüşler ve bu korku beyinlerini o masum yüreklerini ne yazık ki ele geçirmiş…
Evet, çocukların en savunmasız duygusu ‘kaybetme korkusunu’ kullanarak onların zihinlerini kirletmeye çalışan ve ilerde bu korkuları kullanarak kendi kötü emellerine alet edecekleri zombi askerleri yetiştirmeye çalışan karanlık bir güç var. Ve bu gücü besleyen en temel şeyde sanal dünya…
Önce kanlı ağzı, sivri dişleri, kırmızı gözleriyle sevimlilik abidesi karakterleri dijital platformlar için hazırlıyorlar sonra sevilen karakterleri piyasaya fiziki oyuncak olarak sürüyorlar… En sonunda da emellerine ulaşmak için yavaş yavaş çocuklara korku yüklüyorlar…
Peki, bu korku çocuklarımıza ne yapıyor?
*Zihinleri kirlenen çocukların şiddete meyli artıyor.
*Korkularını yönetemediği için yalnızlaşmaya başlıyorlar.
*Korktukları başına gelmesin diye daha büyük daha korkutucu durumların içinde kendini bulabiliyorlar.
Çocuklarımızı fiziki güçlerden koruyabiliyoruz da dijital güçten korumamız pekte mümkün olmuyor gibi.
Peki, bunun için ne yapmalıyız?
*Öncelikle ekran sürelerine kısıtlama yapmalıyız. Çünkü videolar ilerledikçe daha da sakıncalı videolar açılabiliyor.
*Çocuklarımız uygun görmediğimiz karakterin videolarına denk geldiyse ve çocuğumuz bu karakterleri ısrarla izlemeye devam ediyorsa ona asla “bu kötü, yasak” dememeliyiz. Bu çocuğun o karaktere olan merakını artırabilir. Bunun yerine o karakter hakkında çocuğunuzla konuşun.
_Bu karakter neden sevimli?
_Bu videoları gel beraber izleyerek değerlendirelim.
_İnternette her gördüğümüz doğru bilgi değildir, gel istersen beraber doğru olanı bulalım…Gibi konuşmalarla çocuğumuza bilinç kazandırabiliriz.
Eğer çocuğunuz oyuncağına olan bağlılığını anlatmakta zorlanıyor, kaçamak cevaplar veriyor veya hırçınlaşıyorsa bunun için çocuk psikolojisi alanında uzman kişilerden yardım almak hepiniz için faydalı olacaktır.
Unutmayalım ki bu kötülük ilmek ilmek yavaş yavaş çocuklarımıza işlenmeye çalışıyor.
Çocuklarımızdaki anlık değişimlerin bir sebebi vardır. Bu değişimleri iyi gözlemlemeli ve gereken desteği almalıyız.
Zihinleri ak, gönülleri ferah çocuklar büyütebilmek ümidiyle…
ESRA ÖZTÜRK