Genel

KPSS mi? Kendi Potansiyelini Sorgulama Süreci mi?

Türkiye'de genç olmak, günümüzde sürekli bir "hazırlık" hali içinde yaşamayı da beraberinde getiriyor. Üniversiteye, üniversiteden mezun olduktan sonra iş hayatına hazırlanmak ve nihayetinde...

06.09.2026 - 22:22 5 dk'da okuyabilirsiniz.
KPSS mi? Kendi Potansiyelini Sorgulama Süreci mi?
Zeynep DİRLİK
Zeynep DİRLİK
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Zeynep DİRLİK
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Türkiye'de genç olmak, günümüzde sürekli bir "hazırlık" hali içinde yaşamayı da beraberinde getiriyor. Üniversiteye, üniversiteden mezun olduktan sonra iş hayatına hazırlanmak ve nihayetinde istikrarlı bir kariyer hedefi için tekrar sınavlara girmek bu sürecin parçaları. Bu döngüde bazı sınavlar, yalnızca akademik bilgi değil, aynı zamanda bireyin geleceğe dair beklentilerini etkileyen önemli eşikler haline geliyor.

KPSS de bu eşiklerden biri olarak öne çıkıyor. Her yıl binlerce aday için KPSS, yalnızca Türkçe, matematik, tarih veya coğrafya soruları içeren bir sınavdan öteye geçiyor. Bu sınav, kamuda istihdam umudu, ekonomik özgürlük, mesleki güvence ve gelecek planlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu sebeple, bir adayın "zorlandım" demesi, birkaç sorunun yapılıp yapılamamasının ötesinde, bu yükün getirdiği psikolojik baskıyı da yansıtıyor.

6 Eylül 2026 KPSS Lisans sınavı, bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Sosyal medyada adayların yaptığı ilk değerlendirmelere bakıldığında, sınavın özellikle Türkçe ve Matematik bölümlerinde zaman yönetimini zorlaştırdığı ve Tarihte bilgi seviyesinin yanı sıra seçiciliğin öne çıktığı yorumları öne çıkıyor. Coğrafya ve Vatandaşlık bölümlerine yönelik değerlendirmeler daha farklılık gösterse de sınavın farklı adaylarda çeşitli etkiler oluşturduğu anlaşılıyor. Burada önemli bir detaya dikkat çekmek gerekir: Bir sınavın zor olması ile bir adayın başarısız olması aynı şey değildir.

KPSS, mutlak başarıdan ziyade sıralamanın önemli olduğu bir sistemde değerlendiriliyor. Bu yüzden bugün bir sorunun yapılamadığını düşünen bir adayın, sınavın genel durumu ve diğer adayların performansı belli olmadan sonucuyla ilgili kesin bir yargıya varması imkansız. Ancak sınav sonrasında genellikle bunun tam tersini yapıyoruz.

Sosyal medyada sınav sonrası tepkilerin paylaşımı hızla artarken, bir aday sınavın "çok kolay" olduğunu belirtirken, bir diğeri "hayatımın en zor KPSS’siydi" yorumunu yapmaktadır. Birkaç dakika içinde bireyin sınav algısı, tanımadığı kişilerin görüşleriyle şekillenmeye başlar. Burada yalnızca akademik bir sınavdan ziyade, KPSS'nin sosyolojik bir boyutunun da olduğuna işaret edilmektedir.

Zira sınava giren birey sadece bilgi seviyesiyle değil; belirsizlik, rekabet ve gelecek kaygısıyla da mücadele halindedir. Gençlerin eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra iş bulmanın zorlaştığı bir ortamda kamu personeli olma arzusu anlaşılabilir bir durumdur. Kamu görevlisi olmanın getirdiği düzenli gelir, sosyal güvence ve mesleki istikrar, birçok genç için cazip bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla KPSS sonuçları, bazı adayların zihninde yalnızca "kaç puan aldım?" değil, "bundan sonra ne yapacağım?" sorularına da dönüşmektedir.

Ben de bugün sınavdan çıkan adaylardan biriydim. Doğrusu sınavdan çıktığımda ilk hissettiğim başarıdan ziyade sorgulamaydı. "Daha iyisini yapabilir miydim?" İnsan uzun süredir çalıştığı konuların karşılığını sınav sırasında görmek ister. Ancak sınav gerçeği her zaman kolay değildir. Bildiğimiz bir konu, sınav anındaki stres nedeniyle beklenen performansı göstermemizi engelleyebilir. Zaman yetersiz olabilir, ya da bir soruya gereğinden fazla odaklanabiliriz, bazen de çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz bir konu şaşırtıcı bir biçimde karşımıza çıkabilir.

Bunların hepsi sınavın doğal unsurlarıdır. Fakat sınav sonrasında kendimize karşı sergilediğimiz dil çoğunlukla doğal değildir. “Mahvettim.” “Hiçbir şey yapamadım.” “Tüm çalışmalar boşa gitti.” “Artık atanamam.” gibi cümleler henüz herhangi bir sonuç ortada yokken kurulmaktadır. Ancak şu an elimizde sadece bir sınav deneyimi bulunmaktadır. Puanımızı, sıralamamızı ve tercih dönemimizi henüz bilmemekteyiz. Bu sebeple, KPSS sonrasında belki de en doğru yaklaşım, sonucu tahmin etmeye çalışmak yerine, sınavı hayatımızın merkezinden çıkarmaktır.

Çünkü bir sınav, kişinin çalışkanlığını ya da mesleki uygunluğunu tam anlamıyla ölçemez. Hayata dair potansiyelini hiç ölçemez. KPSS, belirli bir gün ve belirli bir süre içindeki sorulara verdiğimiz cevapları değerlendirmektedir. Oysa biz o salona sadece cevaplarımızla değil; kendi hikayemizle, hedeflerimizle, korkularımızla ve umutlarımızla girdik. Bu yüzden bugün sınavdan çıkan herkesin kendisine biraz daha adil davranması gerekmektedir.

Belki sonuç beklediğimizden iyi gelecek, belki kötü. Belki hedeflediğimiz puanı alacağız ya da yeniden hazırlanacağız. Ancak bunların hiçbirini bugün bilemiyoruz. Bildiğimiz tek gerçek, bir sürecin bugün itibarıyla sona erdiğidir.

Şimdi sıra beklemekte.
Mümkündür ki KPSS'nin en zorlu sorusu şimdi karşımızda durmaktadır:
Sonucu bilmeden bekleyebilmek.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku