Ahilikte Anadolu Bacıları üzerine
Geçtiğimiz günlerde Ahilik haftasını kutladık. Her yıl olduğu gibi yine içimizden birini yılın ahisi seçtik hediyesini verdik. Peki, yüzyıllardır bu gelenek sürülürken genelde erkekler üzerinden sürülürken hiç düşündük mü kadın ahiler var mı, varsa nasıl ve ne işler yaparlar, bu teşkilatın kadınlar grubu nasıl işler düşüncesi zihnimizi meşgul eder.
O zaman bismillah diyerek konumuzu biraz genişletelim. Bilindiği üzere Ahilik geleneği Selçuklulardan günümüze Anadolu’ya yerleşmiş önemli bir kültür ve gelenektir. Kelime anlamına bakacak olursak Ahi kelimesi Arapçada kardeş anlamında, Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügat-it Türk'te ise Ahi kelimesi eli açık cömert anlamında kullanılmıştır. Türklerin Müslüman olmasıyla sosyal ve ekonomi yönden de hareketlilikler olmuş, esnaf ve sanatkârlık başlamış, kitleler halinde göçlerin olmasıyla Ortasya(Türkistan) topraklarında kalmayıp Anadolu dâhil birçok coğrafyaya yayılmıştır.
Konumuz olan Ahilik teşkilatının belki de en önemli kolu olan Bacıyan-ı Rum yani bacılar teşkilatı…
Bu teşkilata kadar gelen geçmişe kısaca bir göz atalım. Cahiliye döneminde kadınların esir ve köle gibi satılırken, sadece bir sırf kız doğduğu için diri diri toprağa gömülürken, anaların sessizliği ve kadınların hor görülmesi gibi bir karanlıktan ışık gibi doğan İslamiyet, resulü Ekrem efendimizin de analara ve kadınlara verdiği değeri, onun ümmeti olan hakiki ve samimi Müslümanlar ahilik teşkilatının bir kolunu Anadolu’da kurarak hem İslami gelenekleri, hem ekonomi ve sosyal bir hayatı, aynı zaman da İslamiyetin yayılmasında önemli bir tutan bacılar teşkilatını inceleyeceğiz...
Âşık Paşa-Zade’nin eseri olan Tarihi Ali Osman’da geçen Bacıyan-ı Rum. Ahi Evren’in hanımı Fatma Bacı tarafından kurulan, Anadolu bacılarıdır. Anadolu’da Selçuklu döneminde Türkmenlerin oluşturdu bu teşkilatlanma anlaşılacağı gibi sadece erkeklerin değil kadınların da bu teşkilatın bir parçası olduğunun bir göstergesidir.
Bilindiği üzere Ahilik'te en temel konu fütüvvetliktir. Yani Fütüvvet anlayışı Türkistan topraklarından Anadolu’ya gelen Ebü’l-Hasan el Harakani hazretlerinin ki Kars’ta türbesi vardır, Türk-İslam medeniyetine esnaf ve zanaatkârların ahlak sistemi olan Ahiliğin temelini oluşturan cömertlik, kardeşlik ve yardım severlik anlayışının temelini oluşturan manevi mimarlarındandır. Bu temel üzerine kurulan ve zamanla zanaatkârlık, esnaf ve bu mesleklerin en önemlisi ahlaklı bir hizmet anlayışı günümüze kadar gelmiş ve Anadolu coğrafyasında önemli bir yere sahip olmuş zamanla Ahi Evren tarafından kurumsal halini almıştır. Bu kurumsallaşma Anadolu Bacıları’nın da bu yolda desteğini almıştır. Unutmamak gerek toplumun inşası aileden anneye düşmektedir. Nesiller yetiştiren annedir. Yani kadınlardır. Ahlak ailenin nesillere bırakacağı en önemli mirastır. Toplumu eğiten Bacılar, Moğolların istilası Anadolu topraklarını kan gölüne döndürmesi birçok insanın topraklardan göç etmesine ve hayatlarının son bulmasına yol açmıştır. Tüm bunlardan sonra Ahilik teşkilatı bacılar grubu, yün, iplik, örgücülük ve dokumacılık ve dericilik(debbağlık) işlerini yürütüp, bir yandan da medreselerde eğitimler alarak bu teşkilatı daha da güçlendirmişlerdir. Anadolu Bacıları zamanla daha da büyüyerek çeşitli coğrafyalarda da varlıklarını sürdürmüşlerdir. Tasavvufi “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” Kaidesi uyarınca bir şeyhe bağlanarak tasavvufi yolda da maneviyatın yolundan da gitmişlerdir. Fütüvvetliği ve Ahilik geleneğinin manevi geçmişinden bakıldığı zaman Peygamberlerden ve daha sonrası onun yolunda giden Mürşitlerden de geçmektedir. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli’lerde görüldüğü gibi.
Anadolu Bacıları’nın sadece dikiş tezgâhlarında değil savaş meydanlarında da görmekteyiz. İslamiyet sonrası savaş meydanlarında da atıcılık ve binicilikte de boy göstermeleri Türk kadınını ve bacıları cahiliye döneminden alıp hak ettiği yere yani toplum yetiştiricisi olması kadınlarımızın toplum içerisinde ki değerini göstermiştir. Yine bacılar grubu hanesinde misafir ağırlamakta ki üstünlükleri ve alperenlere kurulan sofralarında ki maharetler, yine adından söz ettirmektedir. Sonuç olarak toplumun oluşması için bacılar grubunun kurucusu olan Fatma bacılar gibi bacıların yetişmesi gerekir. Hoca Ahmet Yesevi hazretlerini ablası Gevher Şehnaz yetiştirmiştir. Tarihimizde kurulan Devletlerimiz de kadınları yeri önemli bir yer tutar. 93 harbi dediğimiz 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Nene Hatun'umuzu, Milli Mücadele zamanın da Kara Fatma (Fatma Seher), Ayşe Hanım(Altuntaç), Tayyar Rahime(Uçan), Münevver Saime Hanım(Asker Saime) gibi ve daha nice kadınlarımız ki Çanakkale savaşlarında ve diğer cephelerde Türk askerine varını harcayıp ordunun ikmaline destek olan tüm analarımızın ve başta Fatma Bacı olmak üzere Anadolu Bacılarının ruhları şad olsun…
Bir Ahi sözü ile son noktayı koyalım.
“Hak ile Sabır dileyip, bize gelen bizdendir. İlim, akıl ve Ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.”
