Erzurum & Şehir

Gaste Yenilendi Dadaş… Selim Bey, Elin Dert Görmeye!

Gaste Yenilendi Dadaş… Selim Bey, Elin Dert Görmeye!Ne diyin gardaşlar, Gaste de kendine bi çeki-düzen verip ha! Yeni güncelleme gelip, sayfa yenilenip, güzelleşip… Hele ekrana bi bakıyırsan...

25.09.2026 - 22:31 5 dk'da okuyabilirsiniz.
Gaste Yenilendi Dadaş… Selim Bey, Elin Dert Görmeye!
Fuat ÇOMAKLI
Fuat ÇOMAKLI
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Fuat ÇOMAKLI
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Gaste Yenilendi Dadaş… Selim Bey, Elin Dert Görmeye!

Ne diyin gardaşlar, Gaste de kendine bi çeki-düzen verip ha! Yeni güncelleme gelip, sayfa yenilenip, güzelleşip… Hele ekrana bi bakıyırsan, insanın içinden: “Ula Selim Bey, sen bu işi nereye götürüysen götür, Gaste iyice Erzurum’a benzemeye başladı!” demek geliyir.
Erzurum’da güz başka gelir…
Palandöken’in başına ilk beyaz düşende, dağın o sert ayazı şehre doğru usul usul süzülür. Ama o soğuk, Erzurum’un içindeki o kadim sıcağı kaçırmaya yetmez. Kış hazırlığı bitmiş, bıldırdan yazdan kurutulan kızılcıklar kuşburnular sandıklardan çıkarılmış, kuşburnu kazanlarda kaynamaya başlamıştır bile. Evlerin içine o evvel zaman kokuları dolar.
Tandırın başından yükselen buram buram lavaş kokusu, bin yıllık möhkem taş duvarlara sine sine sokağa yayılır. Sokakta ayaz varsa, içeride hayat vardır. Semaver sönmez, çay her daim tavşan kanıdır. Bir köşede gurut, bir köşede tabağı süsleyen göğermiş lor… Hele halis yayık tereyağı o sıcağı görünce bi eriyip lavaşın bağrına yayılır ki, gadan alam, insanın aklı başından gedir! İş güç bitince, sedirde oturan şöyle arkasına yaslanıp bi gerinip… Gaste yenilenip, bizim de kutlama vakti gelip!
Şimdi uzaktan bakan, bu şehir dışından okuyanlar diyecek ki: “Yahu bir gazetenin yenilenmesiyle cağ kebabının, kadayıfın ne alakası var?”
Olur mu gardaş, hiç öyle şey olur mu?
Erzurum’da güzel bir iş yapılır da şükür sofrası kurulmaz mı? Ortada bir emek varsa, bir gayret varsa, bir yenilik varsa; onun hatırına cağlar dizilmez, kadayıf dolması sarılmaz mı? Hele o emeğin yükünü omuzlayan, geceyi gündüze katıp bu satırları ilmek ilmek dokuyan yazarların hakkı sadece kuru bir teşekkürle geçiştirilir mi? Bir köşe yazarının kalemi, şöyle cızırdayan cağ ateşinin karşısında, şerbeti parıldayan kadayıfın huzurunda daha bir coşkuyla işlemez mi? Olur, hem de dadından yenmez! Hele Selim Bey de o sofranın ... akan sular durur.
Birde Erzurum türküleri...
O an ocak harlandırılır, cağlar şişe dizilir. Yağı damlaya damlaya, meşe odununun isiyle pişen o mübarek et, sıcak lavaşın arasına kaydırılır. Daha biri ilk lokmanın lezzetiyle sarhoşken ötekine seslenir:
— Gardaş, durma, bunu bi daha çek hele!
Öteki gözünü belertir:
— Yeter ...midenin de bi hakkı var, sonrasına yer kalsın!
Ardından şerbetin koynundan yeni çıkmış kadayıf dolmaları arz-ı endam eder. Dışı çıtır çıtır, içi Erzurum’un cevizi… Sofrada kaşık sesleri bıçak gibi kesilir, yerini derin bir hoşnutluk alır. Sonra sıra cırıldıma gelir. “Bi tabak da bundan alıyım” diyen, parmaklarını ısırıp ikinciyi ister.Derken semaver sahneye çıkar…Fokur fokur bir nida… Ilıca’nın şekeri tık diye kırılır, dile kıtlama yapılır, o tavşan kanı çay ince belli bardağa süzülür. Dışarıda Palandöken’in kurşun gibi ayazı ıslık çalarken, içeride Erzurum muhabbeti köz olur, yürekleri ısıtır.İşte dostlar Gaste’nin yeni hâli de tam olarak budur.Bir tarafta çağın getirdiği teknoloji, modern arayüz ve dijital güncelleme… Öte tarafta bu toprakların kadim sıcaklığı, muhabbeti, kültürü, türküsü ve edebiyatı. Çünkü biz biliriz ki şehir dediğin yalnızca taştan, topraktan, soğuk binalardan ibaret değildir. Şehir biraz da hatıradır, kelamdır, sofradır, selamdır. Gaste, Erzurum’un bu gür sesini, bu dik duruşunu dijital dünyada daha uzak diyarlara taşıyabilirse ne mutlu bize.Bu güzel yenilikte parmağı olan, geceyi gündüze katıp gayret eden editöründen yazılımcısına herkese gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah Gaste her geçen gün daha da büyür; Erzurum’un kültürüne, sanatına, edebiyatına ve insanına açılan möhkem bir pencere olur.Ve gelelim bu köşe yazısının en mühim, en can alıcı yerine…Selim Bey! Gaste tepeden tırnağa yenilendiğine göre, talep de hazır, kaçacak yerin de kalmadı. Hani derler ya, “Yazanın kalemi, ikramın bereketiyle bilenir.” Şimdi bu kadar yazar takımının gözü, kulağı, hakkı şüphesiz ki o kurulacak görkemli Erzurum sofrasındadır. Biz mürekkep yalayanların karnı sadece kelamla doymaz, dadaşın cömertliğini de görmek ister!Cağ kebabı tamam…Kadayıf dolması tamam…Cırıldım tamam…Semaver de ocakta fokur fokur kaynıyı…Eee gardaş, gayrı çaylar da, o sofranın başındaki izzet-i ikram da senden artık!Hem de öyle sıradan değil; Ilıca şekerli, kıtlama, cana can katan cinsten bir Erzurum çayı! Çünkü bizim buralarda her güzel işin sonu, mutlaka hep birlikte oturulan tatlı bir muhabbet sofrasına çıkar.Gaste yenilenip, gönüller şenlenip. Sonbahar bereketini şehre indirirken, Erzurum’un o has muhabbetini ve yazarlarını kollayan o cömert sofralarını hanelerimizden eksik etmesin. Allah emeği geçenlerin işini rast getirsin.Hayırlı uğurlu ola gardaşlar, bacılar... Gaste her şeyiyle biraz daha Selim Bey, ama en çok da buram buram Erzurum olmuş!Hele bi çay koyun da, şu sofranın vaktini bi de çay başında konuşak!

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Fuat ÇOMAKLI

Sessiz Bir Vicdan Muhasebesi

Yazıyı Oku
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku