‘’ Yaratılanı, Yaratandan ötürü sevmek'' ne ulvi bir duygu. Ne tevazulu bir yaklaşım öyle değil mi?
Veyahut ‘’Dağlara, buğdaylar serpin! Ülkede kuşlar aç kaldı demesinler'' diyen Hz. Ömer (r.a) asırlar öncesinden ne kadar da güzel bir davranışı kural haline getirmiş. Derslerde okutulası.
Bugün; Erzurum İl Hayvanları Koruma Kurulu tarafından alınan bir karar neticesinde, sahipsiz sokak hayvanlarının, sokakta beslenmesine YASAK! getirildiği duyuruldu. Haber sayfalara birbiri ardına düşmeye başladığı anda emsal karar var mıdır diye araştırmaya başladım. Evet, ilk karar alıp uygulayacak olan şehir Erzurum. Erzurum Valiliği'nin sosyal medya hesaplarından da duyurduğu kararın, en üst yetki ile alındığı bildirildi. Söz konusu Kararın en dikkat çekici gerekçesi ise: Sahipsiz Hayvanların, üreme ve yaşam alanları oluşturmasının önüne geçmek. Yani; bu başıboş mevcut hayvan Popülasyonu bitene kadar temel hakları olan beslenmelerinin, kontrolsüzlüğünün önüne geçmek. Bakın kontrolsüz beslenmenin şehirlerde ne gibi sonuçları olduğuna yıllardır şahidiz. Ancak; en büyük özelliği merhamet olan bir şehirde bazı kararlar alınırken, öncesinde gerekli çalışmaların olağan bir şekilde işletilmeye başlanması gerektiği kanaatindeyim. ‘’ Kısırlaştırma'' bu şehirde Hayvan Hakları konuşulurken bence ilk madde olarak gündemde olmalı. Küpeli ve kontrol altında olan sokak canlılarının beslemesi nasıl yapılıyor? Konu ile ilgi Belediyeler ve Yerel Yönetimlerin yükümlüğündeler. Aç kalmayan hayvanlar, insanlar ile gül gibi geçinip gidiyor sokaklarda. Şayet sayıları tespit edilmiş ve önü alınamaz bir popülasyonları var ise bunu çözümü kapıya koyulan bir kap sudan onları mahrum etmemiz mi olacak? Burada; şehir halkının kendi hür iradesi ile merhameti arasında yaptığı bireysel harekete kısıtlama getirmeden önce, majör bir uygulama için fikir üretmek daha kalıcı bir çözüm olmaz mı?
Elbette şehrin yöneticileri ve alınan kararlar bu memleket için her daim baş üstünedir. Bu tür bir kararı Akdeniz Bölgesi'nde, Ege'de iklimleri nedeni ile daha rahat uygulayabilirsiniz. Ama, yılın altı ayını kar altında -38 ler de geçiren bir şehir için bu; ne yazık ki zaten kontrolsüz çoğalmış bu canlıların yaşam hakkına müdahale olur. Kurul tarafından alınan kararda; konunun takibi İlçe Belediyelerine bırakıldı. İlçe ve mahallerde başıboş hayvanların tespiti muhtarlıklar, Jandarma ve Polis tarafından yapılacak. Bu olumlu bir gelişme aslında. Böylece yıllardır kayıt dışı olup, zarar gören hayvanlarında tespit edilmesine olanak sağlanmış olacak. Burada en büyük görev Belediyelere düşecek elbette. Şeffaflık ile sahada uygulanan bir program herkesin içine su serper eminim.
Ülkemizde; korunup kollanmaları Devletimiz tarafından ‘’ 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'' ile güvenceye alınan bu sokak canları için temennimiz, elbette ki Devletimizin şefkatli elini onların üzerinde görebilmek. Aksi halde gerekli iyileştirmeler ve önlemler olmadan, bu canların kışa bu karar uygulanarak girmeleri göz göre göre yok olmalarına sebep olmaktır. Konunun sadece köpeklerle olan kısmı ile ilgili konuşmuş olduk. Aslına bakarsanız bir de kediler, kuşlar ve yaban hayvanları ile ilgili konuşulması gerekenler var. Malumunuz, Barınaklar sokakta olan kedileri herhangi bir sağlık sorunu yoksa almıyorlar. Defalarca bu konu ile yüz yüze geldim. Barınaklar yetersiz, personel bilinçsiz gibi birçok şikayete de şahit oldum. En son geçen gün cadde üzerinde bulduğumuz yeni doğmuş bir kediciği sağlıklı olduğu için barınaklar kabul etmedi. Yani ya bir kaza geçirmiş olması, ya da hasta olması gerekli şeklinde bir sonuç çıktı ortaya. Konu açık ki; barınaklarımızla ilgili bir yetememe durumu var. Nitekim yapılan toplantıda; Pasin Ovası Belediyeler Birliğine ait bakım evinin, mevzuat hükümlerine uygun hale getirilinceye kadar faaliyeti durduruldu.
Şahsi fikrimi sorarsanız üzgünüm! Elbette gerekçeler güçlü olabilir. Ben vicdanlara engel olmadan önce; daha başka kararlar ve iyileştirmeler ile, konunun belki daha uzun vadede ancak daha az vicdan yükü ile halledilebileceği kanısındayım. Özellikle kış aylarında sokakta gördüğüm hangi aç hayvana gözlerimi kapatıp yanından geçebilirim ki? İşte o kısımda vicdanımın göstereceği dirence nasıl engel olabilirim ki? Açık olalım konu spekülasyona çok açık bir yerde duruyor. Yani su çok dalgalı. Olumsuz yanları, olumlu taraflarının önüne hızla geçebilir. Burada; kararı alan Yetkililerin; aynı yetkiyi hızla kullanarak, iyileştirmeleri ve programlamaları yapıp ‘’Müsterih olun. Bizim elimiz sokak hayvanlarının üzerinde'' açıklamasını yapmasını samimiyet ile bekliyorum.
Sevgili okurlarımız; Sizden ricam Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerinde yer alan Hayvan Hakları kararlarına bir göz atınız. Burada uzun uzun yazmak isterdim aslında ama birkaç örnek vereyim. Binek hayvanlarının haftalık izni var. Taşıyabilecekleri yük kilolarına göre belirleniyor. Yaban hayatını koruma, av hayvanları gibi konularda keyfiliğin cezası var. Güvercinleri beslemek için özel görevliler mevcut vs. Bizim bu deneyimlerden çok ders almamız lazım.
Hasılı Kelam lafı çok uzattım ama, bir iki kelam edip elimizden geldiğince yazmanın ve kamuoyu oluşturmanın hakkını vermekte boyun borcu. En nihayetinde rızkı veren Allah elbette çeşitli vesileler ile doyacaktır karınları. Belki bugün kararı alanların, yarın o canları kendi elleri ile beslemelerine vesile olacaktır kim bilir?
Neticede hepimiz; cübbesinin üzerinde uyuyan kedi, uyanmasın diye cübbesini kesen bir Peygamberin öğretisi ile sevmedik mi hayvanları?
Sevgi ve merhametle esen kalın…