İklimin İradeyle İmtihanı: Erzurum’u İstikbalin İrfan ve Başarı Üssü Yapmak
Gök kubbenin altında vakur ve asil bir şehir Erzurum. Coğrafyanın insan ruhuna ve zihnine fısıldadığı derin hakikatleriyle bu kadim şehir, yüzyıllardır Çifte Minareli Yakutiye...Medrese’nin gölgesinde ilim ve irfanla yoğrulmaktadır. Erzurum’u farklı kılan yalnızca sert iklimi değil; bu iklimin doğru değerlendirildiğinde doğurabileceği güçlü bir odaklanma, çalışma ve üretme imkânıdır.Pek çoğumuzun çetin bir yük olarak gördüğü uzun kışlar, aslında çocuklarımız ve gençlerimiz için doğru mekânlar ve doğru imkânlarla buluşturulduğunda önemli bir avantaja dönüşebilir.
Erzurum’da hayatın dışarıdaki sertliğine karşı içeride sıcak bir eğitim iklimi kurulabilir. Çünkü bazen karın örttüğü yollar, insanı kendi içine; kitaba, kaleme, düşünceye ve hayale götüren sessiz bir yolculuğun kapısını aralar.Palandöken’in zirvelerinden süzülüp caddelere yayılan ayaz, sokakları beyaz bir sessizliğe bürürken; sıcak bir kütüphanenin ışığı, bir etüt merkezinin huzuru, bir sanat veya teknoloji atölyesinin heyecanı genç zihne bambaşka bir dünyanın kapılarını açabilir.
Erzurum’un kışı, doğru değerlendirildiğinde öğrenciyi hayattan koparan bir engel değil; onu ilme, üretime ve disipline yönlendiren bir imkâna dönüşebilir.Buradan hareketle eğitim anlayışımızı da yeniden düşünmeliyiz. Erzurum’un iklimini bir mahrumiyet olarak görmek yerine, şehrin eğitim vizyonunun önemli bir parçasına dönüştürmeliyiz.
Başta velilerimiz olmak üzere yerel yönetimlerimiz, eğitim kurumlarımız ve mülki idaremiz bu bakış açısını birlikte geliştirmelidir.İşte burada yerel yönetimlere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Eğitim yalnızca okul binalarının çevresini düzenlemekten veya dönemsel yardımlar yapmaktan ibaret görülmemelidir. Erzurum’un kış şartlarını dikkate alan, öğrencinin okul dışındaki zamanını da nitelikli hâle getiren kapsamlı bir eğitim ekosistemi kurulmalıdır.Her mahallede, gençlerin dışarıdaki ayazı unutup bilimin sıcaklığıyla buluşabileceği 7/24 yaşayan kütüphaneler, etüt merkezleri, teknoloji ve yapay zekâ atölyeleri, sanat ve müzik mekânları, kapalı spor alanları bu bağlamda daha verimli olacak şekilde deverlendirilmelidir.Ulaşım imkânları, kışın en sert günlerinde dahi öğrencilerin eğitim yuvalarına güvenli ve kolay ulaşmasını sağlayacak biçimde planlanabilir.
Çünkü eğitim yalnızca derslikte gerçekleşmez. Bir kütüphanede okunan kitap, bir laboratuvarda yapılan deney, bir spor salonunda kazanılan disiplin, bir sanat atölyesinde ortaya çıkan eser ve bir teknoloji merkezinde geliştirilen proje; aynı geleceğin farklı basamaklarıdır.Erzurum’un asıl zenginliği de burada saklıdır. Bu şehir, yalnızca karın ve buzun değil; sabır, sebat, çalışma ve yüksek hedeflerin şehridir. Tarih boyunca ilim ve irfanla yoğrulmuş bu şehir, bugün de aynı ruhu çağın ihtiyaçlarıyla buluşturabilir.Yerel yönetimlerimizin, eğitim kurumlarımızın, üniversitelerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve ailelerimizin ortak gayretiyle Erzurum; gençlerin sadece sınavlara hazırlandığı değil, hayata hazırlandığı bir şehir hâline gelebilir. Burada yetişen genç; kitabını okuyacak, teknolojiyi üretecek, sporunu yapacak, sanatını icra edecek ve dünyaya Erzurum’un ufkundan bakabilecektir.Sonuçta mesele, Erzurum’un kışını değiştirmek değil; kışa bakışımızı değiştirmektir.Karın örttüğü sokakların altında büyük bir cevher, ayazın susturduğu şehirde büyük bir potansiyel vardır. Yeter ki o cevheri görebilelim; bütçemizi, kurumlarımızı ve ufkumuzu bu anlayışla buluşturalım.Erzurum, yalnızca kışın uzun sürdüğü bir şehir olmasın.Kışın uzunluğunu ilmin derinliğine, iklimin sertliğini iradenin gücüne, coğrafyanın zorluğunu başarının imkânına dönüştüren bir şehir olsun.Ve bu kadim şehir, geçmişin irfanını geleceğin bilimiyle buluşturarak Türkiye’nin en güçlü eğitim, kültür, spor ve teknoloji merkezlerinden biri hâline gelsin.
