Bir resim tasfirine denk geldim bugün, cehennemin sekizinci katındaki boğuşmaları anlatıyor. İnsanlar bir diğeri kurtulmasın diye birbirini aşağıya çekiyor, böylece kimse kurtulamıyor cezadan. Şeytansa olan biteni sırıtarak izliyor, kendisine gerek olmadığını görmek hoşuna gidiyor. Oysa hepsi kurtulabilir, bir diğerinin kurtuluşuna dayanamıyorlar. Ressam tüm dünya düzenini bir tabloya sığdırmış gibi adeta. Sizce günümüzde şeytana ihtiyaç var mı? İnsanoğlunun yaptıkları şeytan vesvesesi ile olan şeyler mi diye düşünüyor insan. Birilerini aşağıya çekmek, kimsenin daha iyi yerlerde olmasını istememek maalesef huyumuz oldu. Haset ve kıskançlık çoğaldı, nefret çoğaldı, bize dokunmayan bize zararı olmayan durumlarda bile sırf başkası mutlu diye içerleniyoruz. Kötülükler birbiriyle yarışıyor, her gün başka türlü ve daha gelişmiş kötülükler doğuyor hayatımıza. Şöyle bir kıyasa değinecek olsak kız çocuklarının diri diri gömüldüğü günler bile daha az canımızı acıtıyor. en azından diye başlıyoruz cümlelerimize; en azından tecavüze uğramadan ya da yakılmadan ya da parçalara ayrılmadan gömülmüşler diyoruz. Bin yıllık islam yurtlarında dahi kendine müslüman diyenlerin zalimleştiğini görmek gerçekten müslüman gibi yaşayanların gücüne gidiyor. Biz bu değiliz, biz acı verenlerden, ızdırap verenlerden olamayız diye isyan ediyoruz ama nafile. Her yeni günde bu yapılanların daha ne kadar ileriye gidebileceğini düşünüyoruz. Dünyanın her yerinde insanlar acı çekiyor, acı hiç bitmiyor, insanoğlu merhametten eser bırakmıyor. Nasıl da yaşıyoruz her şeye rağmen, başkalarının acılarını görmezden gelerek, olan biteni kendi vicdanımıza mal etmeden nasılda içimiz rahat ediyor. Üstelik bilgi ve teknoloji çağında her şeye şahit olarak nasılda acımasızlığa göz yumuyoruz. Dilsiz şeytana dönüşüyoruz, yani gerçekten de şeytana ihtiyaç olmadığını kanıtlıyoruz cehenneme dönen dünyamızda. Tabloların, ağır romanların kötü insan hakkındaki tasfirleri bile daha hafif kalıyor günümüz insanının yanında.

Reyhan SEVEN