Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Ceyhun SERÇEMELİ

Helal'i Anlatan Çocuk Adam

📅 02.02.2026 - 09:37

Rivayet odur ki Gavs-ül-A'zam Abdülkadir Geylani Hazretleri daha dokuz yaşında iken annesinden izin alarak Bağdat'a ilim tahsili amacıyla yola çıkmıştır. Annesi, yola çıkmadan önce oğlunun beline kırk altın bağlamış ve:


- Oğlum her zaman dürüst ol. Ne olursa olsun yalan söyleme! diye nasihatte bulunmuş.

Kendisinin de içinde bulunduğu kervan bir vadiden geçerken eşkıyalar yollarını kesmiş ve işlerine yarayan ne varsa almışlar. Tam ayrılacaklarken, eşkıyalardan birisi çok küçük olduğunu ve üzerinde bir şey olmayacağını düşünmesine rağmen biraz da latife amacıyla Abdülkadir Geylani Hazretlerine dönerek:

- Ey Çocuk! Senin neyin var? diye sormuş. O da hiç tereddüt etmeden:

- Üzerimde kırk tane altınım var!.. demiş. Eşkıyalar üzerini bile aramaya lüzum görmedikleri bir çocuğun öyle söylemesine hayret etmişler. Kenidisini alıp reisIerinin yanına götürmüşler.

Eşkıyaların Reisi:

- Ey çocuk biz seni aramayacaktık. Sen niçin bende altın var dedin ve başını derde soktun diye sorunca, Abdülkadir Geylani Hazretleri:

-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemeyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım? diye cevap vermiş.

Henüz dokuz yaşında bulunan bir çocuktan bu sözleri duyan eşkıya reisi o anda kendi halini düşünerek büyük bir üzüntü duymuş. Bir müddet karşısındaki çocuğu ve kendi halini kıyaslayan eşkıya başı Abdülkadir-i Geylani Hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçmüş ve kendisinin bu yaşa kadar nice hıyanet ve zulümler işlediğini acı acı düşünmüş. O güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırmış:

-Eyvah! Biz de Allah-ü Teala’ya söz vermiştik. Bunca zamandır ahdimizi bozarak fenalık yaptık, halka zulmettik diye yanındakileri hakikate çağırmış.

Yanındakiler de;

“İnsanları soymakta, yol kesmekte sen bizim reisimiz idin, şimdi tövbe etmekte de reisimiz ol” demişler.

Sonra, hepsi tövbe etmiş ve kafileden aldıkları malları sahiplerine geri vererek dürüst bir yaşam üzerine yollarına devam etmişler…

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir videoyla karşılaştım. Videodaki “Çocuk Adam” henüz 15 yaşında olmasına rağmen çalışmanın ve helal rızkın önemini büyüklerine ibret verircesine anlatıyordu. Henüz 5 yaşındayken dedesinin ve dayısının yanında oto elektrik işyerlerini öğrenmeye başlamış. Şimdi ise şarj, marş dinamosu yapımı, elektrik aksam işleri vb tamiratları ustalıkla yapabildiğini anlatıyordu. Harika ifadeleri vardı. Videonun altında onlarca yorumda herkes takdirlerini ifade ediyordu. Ben de videoyu instagram hesabımda paylaşarak bu haftaki yazımı sana ayırmalıyım Çocuk Adam diye paylaştım. 

Videoda “ustalığın temeli küçük yaşta atılan cesur adımlardır” diyerek röportajına başlıyor ve ekliyordu “küçük yaşta öğrenilen iş, ömür boyu yoldaşın olur”…

Videodaki kardeşimiz anlaşıldığı kadarıyla çok küçük yaşlarından itibaren hem sosyal, pedagojik amaçlarla hem de meslek öğrenmesi düşüncesiyle dedesi ve dayısı tarafından dükkanlarına götürülmüş. 

Babam da küçükken beni çocuk giyim dükkanımıza götürürdü. O sayede hayata dair pek çok şey öğrendim. Hani hayat okulu deniliyor ya gerçekten çocukken bu tür küçük sorumluluklar üstlenmek ileride büyük sorumlulukların cesurca alınmasına katkı sağlıyor. Bahsettiğim videoda yer alan kardeşimiz de öğrenmekle kalmamış büyüklerine ve emsallerine emeğin, helal kazancın, alın terinin değerini son derece mütevazı bir tavırla öğretiyordu. Takdirle izledik..

Yazımızı videodaki Çocuk Adam’ın sözüyle bitirelim:

“Helal para, alın terinin en güzel meyvesidir”

Helal Sana Çocuk Adam!